"Üzgünüm İstanbul, seviştik ve bitti. Ben Ankara’ya aşığım."
— Cem Adrian. (via geceilevlenecegim)

Dünyadaki tüm ayakkabılardan nefret ediyorum. Converse insanın ayağını vurabilir mi ya?! Bu kadar küçük ayaklarla geyşa olmaya çok uygunum.

Hocaların saçma sapan isteklerini nasıl yapalım?
"-Geçen hafta bakanlığa postaladığın zarf gitmemiş? - Iııı.. napayım yani hocam?
- Onu bir araştır.”

Çünkü ben aslında PTT’de çalışıyorum farkında değilim!

Sevgilim geliyor 1 gün sonra. Bu düşünceye sarıldım şuan. Hayat bazen o kadar saçma ki, gülemiyorum bile.

Bir de Oi Va Voi geliyormuş. Uçarak gidiyoruz.

Ayaklarım çok acıyo.

"Biz, herkes gibi olmayalım. Herkes gibi bırakmayalım tamamen kendimizi.. Ne olacak.."

Film replikleri gibi cümle kurabilen bir sevgilim var.. Dinlerken o’nu bir yandan gülümsüyorum, seviniyorum ama içimde bir yer ‘olmaz’ diyor.

"Ben, o zaman kendimi güvende hissedemem ki.."

Ama telefonu kapatıp düşündüğümde ‘haklı’ diyorum. Bugüne kadar kendimi bıraktım da ne oldu? Hep ne olduğunu anlayamadan kendimi yerde buldum. Şimdi en azından tam olarak nerede durduğumu biliyorum.

Hiç gitmeyecekmiş, hiç bitmeyecekmiş gibi sevmek.. yanlış.

"Hem o istediğimiz mutlu hayata sahip olacağız gibi görünüyor; en azından şuan ki durum onu gösteriyor."

Evet, sevgilim. Deniz’im sensin.. Denizin ben’im..

"Sar bedenimi; kitabımdaki son paragrafta uyuyayım. O senin en sevdiğin kitap olsun. Bırak o korkunç şiirler okusun alnımızı. Bu kadar kırılmışken ve hala kırılabilecekken; bırak sayfalar onarsın bizi. Hala ilk günkü kadar yakınım sıcak mürekkebe. Aşk senin kadehinde bakışımı delip geçerken anladım… camdan bulutların altında yattığımızı, yağmur yağarsa ölebileceğimizi.. artık öpüşebiliriz…"
Umay Umay, Sokaklar Uyudu Artık Öpüşebiliriz

Zaman, saatler geçtikçe uzayan bir şey gibi sanki. 4 aylık bir zamanı düşündükçe içim daralıyor. Hem de cıvıl cıvıl, sıcak ve uzun bir yaz mevsimi.. Aslına bakarsan Doruk’la beraber hiç yaz geçirmedik beraber. Geçen yaz da yoktu ve hatırlıyorum ne kadar bunaldığımı. Tatile gitmiş olmama rağmen bunalmıştım. Şimdi de bunalıyorum özellikle hafta sonları. Şimdi Doruk yok. Hafta sonlarım boş.

 Hayat benimle böyle dalga geçtiğinde sessizleşiyorum. Doruk bana telefonda özledim, seni seviyorum diyor susuyorum. Çünkü o kadar hissizleştim ki..

Annemler de tatile gidince evde her gün içerim artık. Zaten son birkaç haftadır acayip bir içki isteğim var. Cuma ve cumartesi mesela evde içtim, babamla! Hayat çok garip.. Yarın sabah işe gideceğim halde şuan içmek istiyorum. Babama dönüşüyorum sanırım yavaştan. Gerçekten çok bunalıyorum ben.

Oturup düşündükçe Doruk’a kızacak çok şey buluyorum. Bu hiç iyi değil. Yalnızlık beni olumsuz biri yapıyor.

Yine kaçma isteği var içimde. Kabuğuma çekilmek ve her şeyden uzaklaşmak istiyorum. Çok bunaldım sorumluluklarımdan. Bazen odama geliyorum ve öylece yatağımda oturuyorum. Düşünecek bir şey bile bulamadığım oluyor. Boş boş duvarlara bakıyorum. Halim pek iyi değil.

Sanki rüzgârda oradan oraya savrulan amaçsız, trajikomik bir naylon poşet gibiyim. Savrulmamın bile bir anlamı yok. Son zamanlarda evlenme olayının da ilginç bir yanı olmadığını düşünmeye başladım (eğer büyük bir tesadüf eseri sevgilim bunu okursa, kendisine not: Evet, evlilik falan hakkında hayaller kuruyorum. Bunu öğrenmenin zamanı geldi artık ve hayaller kurmaya da devam edeceğim bebeğim). O nişan, düğün, balayı, cicim ayları falan farklı ve heyecanlı şeyler ama sonra ne olacak? Kendimi, hayatımı aynen alıp bir başka eve koyacağım ve farklı ne yapacağız ki her gün beraber uyuyup uyanmaktan başka (hmm aslında bu kulağa çok hoş geliyor)? İşe git gel, dışarı çık, iç, ye ve uyu..

Karşımda şuan biri olsaydı şöyle bir soru sorabilirdi: “Peki farklı ne istiyorsun ki?”. İşte dayaklık yanıtım: “Bilmiyorum ki…”. O zaman neden şikâyet ediyorsun derler adama. Eğer bunları yazmak yerine sesli konuşuyor olsam kendimi tam bir şizofren gibi hissedeceğim.  

Benim gibi biri asker mektubu yazarsa, o mektup küçük çaplı bir kitaba dönüşebilir çok normal..

Bir de bu yeteneğimi tezim için kullanabilsem çok süper olurdu. Yakında “tez yazmak” çok zor temalı paylaşımlarımla can sıkacağım.

Artık yeni bir çalışma odam var, bol kitaplı, bol kütüphaneli.. O kadar mutluyum ki kelimler yetmez anlatmaya.

Bir de her şeyden kaçasım, gidip İtalya’ya garson olarak yaşayasım var.

Öyle işte..

Asla yapayalnız değilim..
Kitaplarım var..
Her zaman sığınabileceğim başka dünyalar..

Teker teker dağılıyor efkarı kalbimin,

Bulut bulut çözülüyor esrarı geçmişin,

Bugün için değil yarın için yıkmaya hazırım

Bu şah, bu şahbaz devrini..

(Source: Spotify)